06.11.08
Okulsuz Toplum*
“Pandora’nın kutusu”ndan her yana yayılmış kötülükleri yakalamak, onlarla başa çıkmak üzere kurumlar kurma yolundaki Prometeci çaba.
Bunun için her şey için kurumlar kurulmaya başlandı. Hastahane, hapishane, banka, fabrika, okul, sigorta vs..
Bu kurumlar insanın bütün hayatını kuşatıyor. Her insan hastahanede doğuyor, orada ölüyor. İnsan bu ortamda çalışacak şekilde yetiştiriliyor.
…
…
Günümüzde yalnız eğitim değil toplumsal gerçekliğin kendisi de okullu olmuştur.Hem zenginler hem yoksullar okul ve hastanelere göbeklerinden bağlıdırlar, bu kurumlar onların yaşamlarına kılavuzluk eder, dünya görüşlerini oluşturur ve neyin yasaya uygun neyin, aykırı olduğunu tanımlar.
…
İnsan bir kez okulun gerekliğini benimsedi mi diğer kurumlar için kolay bir av haline gelir. Genç insanların imgelemleri müfredata uygun öğrenimle biçimlendirildi mi, artık her tür kurumsal
planlamaya koşullanmış olurlar. “Öğretim” imgelemlerinin ufkunu daraltır. Bu insanlar, aldatılmaz ama atlatılabilirler, çünkü umudun yerine beklentiyi koymaları öğretilmiştir. Ne iyiye ne kötüye şaşırmazlar, çünkü kendileri gibi okutulmuş başka insanlardan ne beklemeleri gerektiği de öğretilmiştir.
…
Okulda bir insanın ne öğreneceğine, ne zaman öğreneceğine bir başkası karar veriyor.
Okul, ne pahasına olursa olsun öğrenimin o sonu gelmek bilmez yarışma sokar öğrenciyi. Öğrenci piramidin bitmek bilmez basamaklarına tırmanırken onu güdülemek için yapılan harcamalar göğe ulaşır.
Yabancılaşma, geleneksel anlayış içinde, insanı üretme ve yeniden-üretme olanağından alıkoyan bir süreçtir. İnsanları çevrelerinden koparan okul onları yavaş yavaş yabancılaştırıyor. Okul bu yabancılaşmayı yaşama hazırlık olarak yapar, böylece de insanı gerçekliğin öğrenilmesinden ya da yaratıcı çalışmadan alıkoyar. Okulun yaptığı neye gerek varsa onu öğreterek yaşamın yabancılaştırıcı kurumlaşmasına katkıda bulunmaktır.
…
* Ivan Illich